V. ULUSLARARASI TÜRK-ASYA KONGRESİ
"Asya’da Güvenliğin İnşası ve CICA"
YER
İstanbul Grand Cevahir Kongre Merkezi
TARİH
3 - 5 Haziran 2010

II. Uluslararası Türk-Asya Kongresi “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma” ana başlığı ile 23-25 Mayıs 2007 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Kongre, Asya ülkeleri ve Türkiye arasındaki yatırım ilişki ve olanaklarının değerlendirilmesi, mevcutların geliştirilmesi ve kalkınma sorunlarının belirlenip çözüm yollarının araştırılması amacıyla 26 ülkeden devlet adamı, diplomat, bürokrat, uzman ve akademisyenin katılımı ile düzenlenmiştir.

Kongre süresince gerek çalıştay ve gerekse oturumlarda ortaya şu sonuçlar çıkmıştır:

19. ve 20. yüzyıllarda Asya hammadde ve kaynak merkezi olarak algılanmış ve kullanılmıştır. Ancak, son yıllarda yaşanan hızlı ekonomik ve sosyolojik değişim, Asya’yı dünyada yeni dengelerin kurulabileceği bir stratejik alan haline getirmiştir. Çin başta olmak üzere çok sayıda ülke, dünya ekonomik dengelerini etkileyecek boyutta ilerleme kaydetmiştir. Nüfus, doğal kaynaklar, stratejik derinlik katan yüksek kazanımlar Asya’yı yeni yüzyılın yıldızı olarak baş döndürücü bir hızla yükseltmektedir.

Dünyada ve Asya’da hızla değişen dengelere kayıtsız kalmamak için Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü ve ASEAN’a gözlemci statüsü ile bir an önce katılmalıdır. Özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü stratejik önem açısından dikkatle takip edilmelidir.

Çin ile oluşan ticaret açığındaki olağanüstü bozulmanın düzeltilmesi için özel çerçeve programları uygulanmalı Çin, Hindistan ve Rusya ile stratejik ilişkiler her boyutta güçlendirilmelidir.


Özellikle son 10 yıldır Asya ülkelerinde Türk yatırımları artmıştır. Bu ticari ve ekonomik ilişkileri artırdığı gibi sorunları da artırmıştır.

Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanan ülkelerde yatırım ortamını iyileştirmeye dönük hukuksal ve kurumsal alanda önemli düzenlemeler yapıldığı gözlenmiştir.

Türkiye ve Asya ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinde eğitim faaliyetlerinin etkisi büyük olmuştur. Karşılıklı olarak eğitim alanındaki faaliyetlerin geliştirilmesi ve örneğin diplomaların denkliği gibi sorunların acilen çözülmesi gerekmektedir.

Geçmişten kalan ve ilişkileri olumsuz etkileyen bir kısım önyargılar ve anlayışlar terk edilmelidir.

Asya ülkeleri arasında bilimsel alanda ortak çalışma gruplarının oluşturulması ve etkin hale getirilmesi bir zorunluluktur.

Yatırımların sürekliliğinin sağlanması için öncelikle yatırımcıların hukuki haklarının güvence altına alınması, korunması ve iyileştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Avrasya’da 1990’lı yıllardaki aktif ekonomik performansını 2000’li yılllarda devam ettiremediği tespit edilmiştir.

Türk müteşebbislerin Avrasya coğrafyasındaki yatırımlar için Rusya ile işbirliği yapması, giderek yaşamsal bir önem kazanmaktadır.

Büyük sermaye gerektiren yatırımlar Türk şirketleri tarafından yapılamamıştır. Bu alanda Rusya ve Batılı ülkeler daha etkindir. Türk yatırımcısı, -özellikle büyük sermaye grupları- Türkiye’nin bölgedeki menfaatlerini koruma ve geliştirme konusunda üstüne düşeni yapmamış/yapamamıştır. Türk yatırımcısı özellikle Orta Asya’da elektrik santralleri, petrol vb. alanlarda yoktur. Hatta Türk müteşebbisinin başarılı olduğu kimi alanlarda dahi Avrasya coğrafyasında yer alamamış olması dikkat çekicidir.

Türk müteşebbisler amatör ve bireysel girişimler yerine kurumsal ilişkileri öne çıkarmalıdır.

Yatırımların “karşılıklı” nitelik taşıması, Asya’da ekonomik faaliyetlerin daha sağlam temelde gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Geçmişten bu yana devam eden her türlü ticari engeller ortadan kaldırılmalıdır.

Asya ülkeleri ile karşılıklı çıkarlar belirlenmeli, çelişen çıkarlar uyumlulaştırılmalıdır.
.
Türk müteşebbisleri için Asya ülkelerinde hala büyük işbirliği potansiyeli ve imkanları vardır. Bunlar karşılıklı olarak belirlenmeli ve değerlendirilmelidir.

Asya ülkelerinde yatırımlar konusunda genel bir strateji değil ülke bazında özel anlaşmalarla yatırım yapılması daha gerçekçi görünmektedir. Gerektiğinde radikal çözümler üretilmelidir.

Ülkelerin hassas olduğu kimi politik konularda taraflara anlayış gösterilmelidir.

Yapılacak yatırımlar ve ekonomik faaliyetlerle ilgili ruhsat, lisans, vize, gümrük, korumacılık ve vergi gibi konularda problemler vardır. Örneğin, taşımacılık konusunda sayılan sorunlar yanında geçiş kotası ve gümrüklerin altyapı yetersizliği gibi ciddi sıkıntılar vardır. Bu konularda karşılıklı olarak acil çözümler bulunmalıdır.

Türkiye’nin Asya ülkelerinin tamamına yakını ile siyasi problemi yoktur. Bu çok büyük bir avantajdır. Ancak ekonomik bürokrasi, ekonomik ilişkilerin gelişmesinin önünde önemli bir engel olarak durmaktadır. Türkiye bu nokta üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Türkiye, Orta Doğu’daki siyasi problemlerin çözümü için yürüttüğü çalışmaları artırarak devam ettirmeli ve son dönemde bölgede yükselen vizyonunu korumalıdır.

Uluslararası tahkim hukuku Asya ülkelerince kabul edilmeli ve uygulanmalıdır.

Araştırma ve danışmanlık kurumları daha fonksiyonel hale getirilmelidir.

Üniversiteler gerek kendi aralarında ve gerekse işadamları ile birlikte problemlerin çözümü ve ilişkilerin gelişmesi için ortak projeler üretmeli ve sivil toplum kuruluşları ile stratejik işbirlikleri kurmalıdır.

Problemleri çözmek için problem olan konularda ortaklıklar kurmak önemli gelişmeler sağlayacaktır. Örneğin, taşımacılıktaki problemler konusunda bu uygulanabilir.

İlişkilerin gelişmesine katkıda bulunacak şekilde enformasyon sağlanmalı, yatırımlarla ilgili veri tabanları oluşturulmalı ve WEB portalları kurulmalıdır.

Müteşebbisler yatırım yapacakları ülkelerde yapacakları yatırım ve faaliyetleri ile ilgili olarak onların dilinde tanıtıcı çalışmalar yapmalıdır. Bu iki yönlü bir bilgilendirme olmalıdır.

Bireysel çabalar, STK’ların gayretleri ve DEİK’in çalışmaları ülkemizdeki sanayici ve işadamları birlikleri ile kamu kurumlarının organize çalışarak daha kısa sürede daha çok olumlu sonuçlar almalıdır.

11 Eylül sonrası dünyanın güvenliği, Asya’nın güvenliğinden geçmektedir. Türkiye ve Asya ülkelerinin hem bölgesel güvenlik oluşumları hem de ikili ilişkilerle işbirliği yapması yaşamsal önem taşımaktadır.

Türkiye “Yükselen Asya”nın bir parçasıdır. Karşılıklı olarak işbirliklerine olan ihtiyaç günümüzde daha da artmıştır.

Bölgesel entegrasyon, sanayileşme ve pazar oluşturma konusunda Asya Pasifik ülkelerinin deneyimlerinden yararlanılmalıdır.

Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin kalıcı olabilmesi için karşılıklı sosyal ve kültürel etkinliklerin yapılması bir gerekliliktir. Buna bağlı olarak Türkiye’yi her alanda tanıtıcı İngilizce veya muhatap olunan ülke dilinde yayın yapılmalıdır.

Türkiye Asya’da daha aktif olmalıdır.

Yarın geç olabilir.

Saygılarımızla.

 


TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY Kongrenin açış konuşmasını yapıyor.

 


TİKA Başkanı Dr. Hakan FİDAN açış konuşmasını yaparken.


Türkmenistan Cumhuriyeti Ekonomi ve Finans Bakanlığı Bakan Yardımcısı Anna Muhammed GOÇİYEV açış konuşmasını yaparken.

 

Kongreye katılanlar kongrenin birinci günü yapılan tebliğleri dinlerken.

 

Kongrenin birinci günü tebliğ sunan akademisyenler.